Türkiyede Sosyoloji

Türkiyede Sosyoloji

 

 

 

Cumhuriyet Döneminde Türk Devrimlerine İdeoloji Kazandırmak İçin Oluşturulan Slogan

 

 

Vankulu Lügatı: 1727 yılında Türkiye’de kurulan matbaada ilk basılan eser.

vank

Kadro Dergisi: Seçkin-Aydın grubunun ideolojik rolünü formüle eden Şevket Süreyya Aydemir’in önderliğinde 1932-1934 yılları arasında çıkarılan dergidir.

İttihat ve Terakki Fırkası: İkinci Meşrutiyet ile Osmanlı Devleti’nde yeni bir yönetim modeli uygulaması gelmiştir. Bu modelde iktidarı üstlenen ve bugünkü siyasi partilerin de ilk örneğini oluşturan partidir.

İlm-i İçtimai Nedir? : 1912 yılında Emile Bougle ‘nin Fransızcadan Türkçeye Mustafa Suphi tarafından çevirilen ve kapağında sosyoloji yazan sosyoloji bilim dalıyla alakalı ilk çeviridir.

Ulum-i İktisadiyye ve İçtimaiyye Mecmuası:Kapağında sosyoloji kelimesinin yer aldığı ilk dergidir.




İçtimaiyat: Talim Terbiye Kurulu’nun 25.4.1927 tarihli kararı ile yazarları N. Sadık – Bonafos olan liselerde okutulmaya başlanan ilk ders kitabıdır.

İstanbul Üniversitesi: Türkiye ’nin ilk sosyoloji kürsüsü bu üniversitede açılmıştır. 1917 ‘den günümüze kadar yayın yapmaya devam eden “İçtimaiyat Mecbuası” isimli en köklü derginin yayımcısıdır.

ictima

Türk Bilgi Cemiyeti: Türkiye ‘de sosyolojiyi oluşturucu parçalarından biri olarak kabul eden ilk dernektir.

Sosyoloji Derneği: Türkiye’nin en uzun süreli sosyoloji derneğidir.

Temel Araştırma: kavram-kuram üretimine,

Uygulamalı Araştırma: Politika üretimine yönelir.

1940-1950 arası Türk-Türkiyede Sosyolojisi: Amerikan sosyolojisine ve Marksizme yönelim artmıştır.

1980 Sonrası: süreçte esen neo-liberal rüzgârla birlikte, öncülüğü devlet elitlerince üstlenilip merkezi biçimde yönlendirilen müdahaleci politikalar hızla itibar kaybetmeye başlamıştır. Özellikle IMF ve Dünya Bankası gibi Batılı kuruluşların biçimlendirdiği ve serbest piyasa ekonomisini idealize eden ekonomi politikaları Türkiye gibi endüstriyel gelişmesini tamamlamakta olan ülkelere adeta dayatılmıştır.

Türkiye’de toplumsal teorinin üretilmesi ve paylaşılması tarzında bir değişim söz konusudur. 1980 sonrası dönemde pozitivizme, toplum mühendisliğine, tümelci ve nomotetik (genelleştirici, yasa koyucu) bilim anlayışlarına yönelik eleştirellik sosyolojik araştırmalarda daha fazla görünürlük kazanmaktadır. Tarih-üstü, evrenselci, tümelci, pozitivist, nomotetik sosyoloji/bilim paradigması giderek gözden düşmekte; tarihselci, yerel, tikelci, hermeneutik, idiografik (somut, tekil, ünik olana göndermede bulunan) sosyoloji/bilim paradigması sahneyi doldurmaktadır.

Avrupa Birliği: 1989’da Berlin Duvarı’nın yıkılmasından sonra Avrupa ülkelerinin bütünleşme yolundaki çabaları sonucu 1 Kasım 1993 yılında kurulmuştur.

Rasyonalizm: Her türlü bilgi akıl vasıtasıyla elde edilir.

Materyalizm: (Maddecilik) Varlık maddedir ve maddenin dışında zihinsel ve doğaüstü hiçbir güç bulunmaz.

İnterdisiplinerlik: Disiplinler arası çalışma; 1980-2000 arası dönemde Türk sosyolojisinde metodoloji anlayışının değişmesine işaret eder.

 
Referans Grupları ve Sirkülasyon Ajanları: Kurumsallaşmanın iki destekçisidir.

Erken Cumhuriyet Döneminde Türk Devrimi

  • Celal Nuri: Türk İnkılabı (1926) ilk kitap
  • Şevket Süreyya Aydemir: İnkılap ve Kadro (1932)
  • Recep Peker: İnkılap Dersleri (1935)
  • Peyami Safa: Türk İnkılabına Bakışlar (1938)
  • M. Saffet Engin:Kemalizm İnkılabının Prensipleri I-II (1938)
  • Mahmut Esat Bozkurt: Atatürk İhtilali (1940) Türk devrimini anlamlandıran eserlerdir.

 

Köy Monografisi:

Berges ve öğrencisi Ülgen tarafından 1940 yıllarında Batı Anadolu ‘da Örnek Olay Analizi ve Nitel Gözlem yöntemi kullanılarak Erken Cumhuriyet döneminde Türk devriminin toplumsal değişimdeki sonuçlarını görmek amacıyla incelemeler yapmışlardır. İlk köy monografisini yapan  Niyazi Berkes ‘e göre köylerde takvimin Güneş, sosyal ilişkilerinde Akrabalığa dayandığını belirtmiştir.

Katkıda Bulunan Kişiler ve Sosyologlar:

II.Mahmut: 1826’da kaldırılan Yeniçeri ocağının yerine Asakir-i Mansure-i Muhammediye (Muhammed’in zafer kazanmış orduları) isimli orduyu, hükümet şürası, adliye işleri ve askeri şüra olan 3 meclisi, cerrahhaneyi, tıphane mektebini, ilkokullara öğretmen ve harbiye ’ye okuryazar öğrenci yetiştirmek gayesiyle Rüştiye okullarını kurmuş, sadrazamlığı başvekilliğe dönüştürmüş, sağlıkta karantina dönemine geçilmesini ve çiçek aşısını uygulatmaya başlatmıştır.

Baron de Tott: III.Mustafa döneminde mühendishanede verdiği dersler; Osmanlıların Avrupa bilim ve tekniğiyle açık bir biçimde ilk buluşması gerçekleştiren Macar asıllı Fransız ajandır.

İbn Abbas: “Ruh bedenden ayrılınca ne olur?” sorusuna, “Kandilin yağı bitince ışığı ne olur?” yanıtını veren düşünür.

Namık Kemal: Kavimler Antlaşması isimli yazısında bir çeşit federalizmi ileri süren düşünür. Yönetici ve memur sınıfları dışındaki bireylerin birbirlerine ve genele karşı sahip olduğu yapma gücünün manevi ifadesini kamu sanısı olarak adlandırmıştır. İnsanın en doğal hakkı hür yaşamak olduğunu ifade etmiştir. Medeniyet, kamu sanısı, umumi hukuk, şûray ı devlet, yani danıştay; şûray-ı ümmet, yani kanun kurucu meclis, senato gibi kavramları gündeme taşıyan düşünür

Ahmet Cevdet Paşa: Yazmış olduğu kanun kitabı Mecelle 1926 medeni kanununun kabulüne kadar geçerliliğini sürdürmüştür.

Hoca Tahsin Efendi: İnsanı diğer hayvanlardan ayıran tasvir (anla(t)ma) gücüdür. Akıl yürütme duyum, istidal, hüküm ve irade gibi ruhun bütününü içerir. 5 dış duyu organımızla algıladığımız tasvirleri, iç duyu organımız VİCDAN vasıtasıyla muhakeme eder ve karar veririz.

Yusuf Akçura: İkinci Meşrutiyet dönemi Türkçülük akımını benimsemiştir. Türk Derneğinin kurucularına öncülük etmiştir. Üç Tarz-ı Siyaset ‘in yazarıdır. Osmanlıcılık fikri ile geleneksel değerlere sahip çıkmış, Anadolu İslamı’nı yücelterek Türk-İslam sentezinin önünü açmıştır.

Mehmet Sait Efendi: Matbaanın Türkiye ‘ye getirilmesinde büyük rol oynamış devlet adamı.

İbrahim Şinasi: Batı Medeniyeti Akıl ve Adalet esasına dayandığı görüşündedir. Tasfiri Efkâr ismiyle çıkardığı gazetesinde Türkçeyi kullanmak suretiyle ilk edebî Türkçüler arasındadır

Beşir Fuad: Osmanlı ‘da pozitivizm anlayışının temsilcisidir. Varlıklarda dikkati çeken şeyin Madde ve Kuvvet olduğunu öne sürmüştür.

Ali Suavi: Sınırsız yetki ancak Allah ‘a aittir. Devrimci bir fikir adamıdır. Hilafet kurumunu kabul etmemiş ve hutbelerin arapça okunmasına karşı çıkmıştır.

Mustafa Celalettin Paşa: Türkçülük fikir akımına tarih araştırmalarıyla öncülük etmiştir.

Ahmet Şuayip: İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. Aynı yerde profesör olarak çalışmıştır. Hukuk ve Edebiyat Fakültesi öğrencilerine Sosyoloji dersleri vermiştir. Sosyolojinin tüm bilimlerin başı ve hepsinin özeti olduğu düşüncesindedir.

DAHA GENİŞ AYRINTI İÇİN: Türkiye ‘de ilk Sosyoloji Dersi konumuzu okuyabilirsiniz.

Hilmi Ziya Ülken: Dini Sosyoloji isimli eserin yazarıdır. 1950’lerde “dil sosyolojisi” yapmaya çalışan sosyolog

Oya Sencer-Baydar: Türkiye’de işçi sınıfının tarihi üzerine doktora çalışması yapan sosyolog

Cahit Tanyol: Laik Ahlaka Giriş ve Laiklik ve İrtica isimli eserin yazarıdır.

Muzaffer Sencer: Dinin Türk Toplumuna Etkileri isimli eserin yazarıdır.

Ziya Gökalp: Türkiye ‘de ilk sosyoloji kitabı yazarıdır. Milleti açıklayan temel bağın aynı terbiyeyi almak olduğunu söylemiştir. İttihatçıların tarafında yer almış, Emile Durkheim okuluna göre sosyolojiyi uygulamıştır. İlm-i İçtimai Dini adlı eseri yazmıştır.

Prens Sabahattin: Türkiye Nasıl Kurarılabilir? kitabını yazmış, hürriyet ve itilafçıların fikir önderliğini yapmış, Frederic LePlay okulunun ekolüne göre sosyolojiyi uygulamıştır. Sosyolojik görüşlerinin temel noktasında “adem-i merkeziyet” ilkesi savunulmuştur. Onun etkisiyle  ülkemizde Liberal politikaların devlet yöneticileri tarafından uygulanmaya başlamıştır.

Peyami Safa:Tek erken cumhuriyet dönemi aydınıdır. İslamın Türkleri geriletmediğini söylemiştir.Batı medeniyetinde iki temel unsur bulur: Riyazileşmek (matematikleşme) ve Siteleşmek (kentleşmek). Bunun tersi Doğu ise mistisizm ve step uygarlığıdır. Atatürk İnkılabının değişmez iki prensibinin Milliyetçilik ve Medeniyetçilik olduğunu söyler.Türk düşünürleri hakkında şimdide de geçerli olabilecek bir eleştiri yapmaktadır. Ona göre, Türk düşüncesi kendine Batılı filozofların aynasından bakmaktadır ve yerli düşünce gelişememiştir. Bu itibarla Safa herhangi bir Batılı felsefe ya da metodu şiar edinmemeye dikkat ederek, “Avrupalılaşma” ve devrim sürecini ele almaktadır. Devrimi fikri değil, reel şartların zorladığı bir hareket olarak görme eğilimindedir. Safa kendinden önce Türk Devrimi’ni ele alan çalışmaların din, kültür, medeniyet üzerinde durmadan sadece hukuki ve siyasi boyuta vurgu yaptıklarını söyleyerek Türk Devrimi’ni anlama çabalarının eksikliğine gönderme yapmaktadır. Bu bağlamda Safa’nın Türk Devrimi’ni ele alışı diğer yazar ve düşünürleriyle kıyaslandığında daha bütünsel (medeniyet boyutunda) biçimdedir.

Şevket Süreyya Aydemir: Materyalist düşünceyi benimseyen tek aydın; devletçi politikaların savunucusu ve devrim sürecinde seçkin- aydın grubunun ideolojik rolünü formüle eden kişidir.

M. Saffet Engin: Kemalizm ibaresini ilk kez kullanan kişidir.

Mehmet Ali Şevki: Mesleki İçtimai isimli 6 sayılık bir dergi çıkartmıştır.

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir