Hukuk Sosyolojisi

Hukuk Sosyolojisi

Hukuk Sosyolojisi: Hukuksal kurumlar ile diğer toplumsal kontrol biçimleri arasındaki ilişkiyi inceler. Hukuku toplumsal yapıyla ilişkisi ve etkileşimi çerçevesinde ele alıp inceleyen bilim dalıdır.Hukuk sosyolojisinin hukuk araştırmasının merkezi meselesi Etkinliktir.

Norm: Toplumsal hayatta yapılması istenen ve istenmeyen davranışları gösteren kurallar.

Formel Kurallar: Hukuk Kuralları

İnformel Kurallar: Normlar, yazılı olmayan kurallar.

Devlet: Modern hukukun oluşumunda nihai söz sahibi olan güç.

Toplumsal gerçeklik: İnsan tarafından yaratılmamış ama insanı etkileyen gerçekliktir.

Anomi: Kişilerin davranışlarına yön veren kuralların ve değer sistemlerinin zayıflamasıyla yoğun bir doyumsuzluk içinde bulundukları toplumsal durumdur. Durkheim tarafından kavramlaştırılmıştır.

Hukuk: Toplumsal hayat üzerindeki örgütlü kamusal kontrol,bireylerin kendi eylem ve etkinliklerini düzenleyebilecekleri bir çerçeve oluşturur

Hukuk bilimi: Belli bir toplumdaki mevcut hukuksal kavramların,kuralların ve örgütlerin oluşturduğu bütüne pozitif hukuk düzeni, bu düzeni incelemeye çalışan bilim dalına ise hukuk bilimi denir.Toplum hayatında kişilerin gerek birbirleriyle gerekse toplumla ilişkilerini düzenleyen ve uyulması gereken kurallar bütününe denilir.

Yargılama: Hukukun etkinliğinin saptanmasında soyut normatif düzenlemenin görünür hale gelmesini sağlar.

İktidar: Hukuka vücut verme potansiyeline sahip yapı

Thesmoi: Antik Yunanda Sözlü Yasa
Nomoi: Antik Yunanda Yazılı Yasa

Ius Civile: Yurttaş Hukuku MÖ 753 yılından MÖ 150 yılına kadar geçen süre içinde Roma’da geçerli olan hukuk

Laik: Dinsel bir sıfatı veya görevi olmayan kimseleri ifade eder. Orta Çağ Hıristiyan dünyasında, kilisede ve manastırlarda dinsel sıfatı ve görevi bulunanları ifade etmek üzere ruhban sözcüğü kullanılırken, böyle bir sıfatı veya görevi olmayanları nitelendirmek için laik sözcüğüne başvuruluyordu.

Bürokratik Örgüt: Belli amaçlar için kurulmuş ve açıkça tanımlanmış kurallar çerçevesinde işleyen hiyerarşik yapılı organizasyon

Eskilik ve Muteberlik: Orta Çağ hukuku için önem taşıyan temel iki nitelik

Emir veren – İtaat Eden: Sosyolojik anlamda bir iktidar ilişkisinin tarafları






Orta Çağ Sona Ermesinin Nedenleri:

  • Ekonomik ve toplumsal bir sistem olarak kapitalizmin yaygınlaşması
  • Rönesans ve Reform hareketlerinin başlaması
  • Mutlak monarşinin gelişmesi
  • Okur-yazarlığın artması

sozlesme

Toplumsal Sözleşme Teorisi: İnsanların toplum haline gelmeden ve bir devlet kurmadan önce bir “doğal yaşama hali”nde bulunduklarını söyler.

Doğal Hukuk: İnsanlar tarafından konulan kuralların insan aklı, insan doğası ya da Tanrısal düzen aracılığıyla elde edilen doğal hukuk ilkelerine, bir başka deyişle, adalete uygun olması gerektiği fikrini savunan bir hukuk okuludur.Adalet kavramını merkezinde incelemeler yapar. Bir düzenlemenin hukuksal sayılabilmesi için yasal koşullara bağlı olmasının yeterli olmadığı adil de olması gerektiği ilkesini savunur.

Yaşayan Hukuk: Normatif hukuksal düzenleme olsun ya da olmasın, toplumsal düzende var olan, hatta varlığı aynı zamanda toplumsal düzenin de varlık koşullarından biri olan, toplum üyelerinin kendisine etkin bir şekilde uyum gösterdikleri hukuka denilir.(Eugen Ehrlich)

Hukuksal Formalizm: Yargısal kararların tek ve yegâne kaynağının hukuk normları olduğunu ileri sürer.

Hukuksal Pozitivizm: Hem varsayımsal bir sosyal sözleşme fikrine ve ne oldukları belirsiz doğal adalet ilkelerine karşı çıkar. Hukuksallığın yegâne ölçütü yürürlüktür. Meşru yasa koyucu tarafından usulüne uygun olarak çıkartılan normları hukuk olarak kabul eder.

  • İradeci Hukuksal Pozitivizm: Temsilcisi John Austin ‘e göre hukuk, egemenin iradesiyle konulmuş kurallar düzenidir.
  • Normativist Hukuksal Pozitivizm: Temsilcisi Hans Kelsen ‘e göre hukuk düzenini, normların belli bir hiyerarşi içerisinde sıralanmasıdır.

Tarihsel Hukuk Okulu: Hukukun tarihsel süreçte halkın ruhundan doğarak örf ve adet kuralları şeklinde ortaya çıktığını öne sürer.

Amerikan Hukuksal Realizm: Hukukçunun görevi hukuksal çıktıyı normlara bakarak değil kararı verecek mahkemeye ilişkin çeşitli değişkenlere bakarak tahmin etmektir.
Bu değişkenler:

  • Yargıcın etnik kökeni
  • Yargıcın dinsel inancı
  • Yargıcın eğitim gördüğü kurumlar
  • Yargıcın cinsiyeti

Eleştirel Hukuk Çalışmaları:

  • Hukukun Belirsizliği
  • Hukukun Taraflılığı
  • Hukuk İdeolojisi

 

Tarihi Hukuk Kanunları:

  • Urukagina Yasaları: M.Ö. 2400 yıllarında Sümer Devletlerinden Lagaş ’ta hüküm süren kişinin adını taşıyan hukuk kurallarıdır.
  • Hammurabi Kodu: MÖ 1780 yılında hüküm süren Babil Kralı Hammurabi’nin adını taşıyan hukuk kodudur. Hammurabi, Sümer ve Akad topraklarını ele geçirerek “dört iklimin egemeni” sıfatını almıştır.
  • Oniki Levha Kanunu: MÖ 462 yılında Roma’da ortaya çıkmıştır.
  • Drakon Yasaları: MÖ 621 yılında Antik Yunanda ortaya çıkmıştır.
  • Solon Yasaları: Antik Yunanda ortaya çıkmıştır.

 

Kültürün İşlevleri:

  • Bir toplumu diğerlerinden ayırmaya yarar
  • Topluma özgü değerleri ifade eder
  • Toplumsal dayanışma sağlar
  • Toplumsal yapının şeklini ve içeriğini belirler
  • Toplumsal kişiliğin oluşumunu sağlar

 

Katkıda Bulunan Sosyologlar:

Themis: Antik Yunan’da ilahi kanun ve düzen tanrıçası

themis

Niklas Luhmann: Auto (kendi kendine) Poietik (yaratmak) kavramını; hukukun günümüzdeki haline “Autopoietik – kendi kendini yaratarak” geldiğini belirtmek için kullanmıştır.

Romalı Hukukçular: “Nerede bir toplum varsa, orada hukuk vardır” demişler. Cicero da aynı anlama gelen “Ubi societas ibi ius” deyişiyle “Eğer bir toplum varsa hukuk da oradadır” demiştir.

images

Iustinianus (Justinianus): MS 527-565 yılları arasında hüküm süren Bizans İmparatoru; Klasik Dönem Hukuku ‘nu yeniden geçerli kılmaya ve zamanının sosyo-ekonomik ihtiyaçlarını karşılayacak bir hukuk düzeni kurmaya çalışmıştır.

Maine: Hukukun gelişiminde toplumun statüden sözleşmeye geçişinin etkili olduğunu bireysel ve sözleşme temelli hukuku bu dönüşümün doğurduğunu ileri süren düşünür.

Weber: Klasik sosyolojik yaklaşım tarzıyla hukuk kurallarına ve mekanizmalarına verilen önemin kapitalizmin gelişmesinde etkili olduğunu ileri sürmüştür. Modernleşme sürecinde egemen görüşün, geleneksel otoriteden rasyonel-yasal temelli bürokratik otoriteye doğru evrildiğini ifader eder.
Tönnies:Modernleşme sürecinde egemen görüşün,cemaatten cemiyete doğru evrimleştiğini ileri sürmüştür.

Jürgen Habermas: Yaşam dünyası ile sistem arasındaki ayrımı çözümlemiştir.

Marx: İnsanların üretim sürecinde sadece üretim ilişkilerine girmediklerini, aynı zamanda hukuksal normları ve ideolojiyi de yarattıklarını dile getiren düşünür. Altyapı ve üst yapı kavramlarını geliştirmiştir.

Montesquieu: Önce kişileri inceledim; kanunlarla geleneklerin o sonsuz değişikliği içinde, onların yalnız kendi keyif ve isteklerine göre yönetilmediklerini anladım. İnsanlar yönetenler ile yönetilenler arasındaki bağları düzenlemek amacıyla yaptıkları kanunlarla siyasi hukuk dalına hayat vermişlerdir. Kanunların vatandaşların davranışlarını geleneklerin ise insan davranışlarını düzenlediğini ve kanunların yerleştiremediği alışkanlıklardan oluştuğunu ileri sürer.

Timasheff: Dört tür toplumsal yapıdan söz etmek mümkündür:

  • Ne etik ne emperatif
  • Etik ama emperatif değil
  • Emperatif ama etik değil
  • Hem etik hem emperatif

Beccaria: Klasik Kriminoloji Okulunun kurucusudur. İnsan doğasından hareketle bir toplumsal sözleşme teorisi temelindeki görüşleri ile suç ve ceza konusundaki düşüncelerinde Montesquieu ve Voltaire ‘den etkilenmiştir.

daleti etkinlik olarak görmektedir. Hukuku ekonomik analizi yaklaşımıyla inceler.

Durkeim: Hukuku,görünür olmayan ahlaki durumun görünebilir bir indeksi olarak nitelendiren düşünür. Sosyolojinin konusu olarak “toplumsal olgu” kavramını kullanarak hukuku incelemiştir. Hukuku, toplumun ahlaki yapısından çıkarma ve onu toplumsal ahlakın bir ifadesi olarak kavramlaştırma eğilimindedir. Anomi kavramını oluşturmuş; “Dinsel suçluluk” ve “insani suçluluk” kavramlarını araştırmıştır.

Durkheim

İbn-i Haldun: Mukaddime adlı kitabı yazmıştır.Teorisinde asabiyet kavramını öne çıkaran ve göçebe toplum ile yerleşik toplum ikiliğini incelemiştir.

İbn-i Haldun

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir