Türkçe Karşılığı Olmayan Kelimeler

Beş farklı dil bilen Hintli tasarımcı Anjana Iyer farklı dillerde tek kelimeyle ifade edilemeyen duygu ve durumları anlatan kelimeleri resmetti. Küçük yaşlarda  “Almanca Fernweh kelimesinden etkilenen Iyer “daha önce hiç gitmediğiniz bir yeri özlemek” anlamına geliyor ve bu kelime her zaman çok hoşuma gitmiştir. Sonra bunun gibi başka kelimeleri toparladım,” diyor.

FERNWEH (German – Almanca)

BACKPFEİFENGESİCHT (German – Almanca)

Mesela şu surat tam bir backpfeifengesicht değil mi?

WALDEİNSAMKEİT (German – Almanca)

Hem yalnızlık hem de doğa ile bütünleşme anlamı veren bir kelime (Anjana Iyer)

SCHADENFREUDE (German – Almanca)

 

WABİ-SABİ (Japanese – Japonca)

Eşkiya filminden hatırlayacağımız replik bu durumu anlatmıştı bize aslında.

Ölünce toprak olacaksın… Sonra sularla birlikte bir çiçeğin bedenine yürüyeceksin… Oradan özüne ulaşacaksın… Çiçeğin özüne bir arı konacak… Belki… belki o arı ben olacağım.

KOMOREBİ (Japanese – Japonca)

BAKKU (Japanese – Japonca)

ILUNGA (Ciluba dili – Kongo)

Aslında kelime dilimizde olmasa da bu durumla alakalı bir fıkra var.

Torunu dedesine sormuş:
– Dede, ben sizi hiç ninemle kavga ederken görmedim bunun sırrı nedir?
-Otur evlat anlatayım… Nikahımız kıyıldı. Benim at arabasına ninenin çeyizini valizlerini attık ve bizim köyün yolunu tuttuk. Yolda benim atın ayağı tökezledi. “Bak bu bir” dedim.

Yola devam ederken bir daha tökezlemez mi, bu sefer “Bak bu iki” dedim.

Köye de epey yolumuz var. Bizim atın ayağı bir daha tökezlemez mi, ’Bu üç’ dedim ve çektim silahımı, atı oracıkta vurdum.

Ben atı vurunca başladı ninen söylenmeye:
“Biz nasıl gideceğiz. Niye durup dururken atı vurdun. Sende hiç akıl yok mu? Bu eşyaları nasıl götüreceğiz? ”
Ben de döndüm ninene: “Bak Bu biiir” dedim. O gün bugündür iki dedirtmedi bana.

 

TİNGO (Paskalya)

RİRE DANS SA BARBE (Fransızca)

IKTSUARPOK (Eskimo dili)

 

 

Çok derin bir anlamı var. Beklediğiniz bir otobüs de olabilir, aşk da. Beklemekle ilgili o azabı iyi anlatıyor

Utepils (Norveç)

Ben bu kelimeleri gündelik hayatımda kullanmaya çalışıyorum ve bunun insanların kelime haznesini genişleterek hayal güçlerinin de artacağına inanıyorum. (Anjana Iyer)

PROZVONİT (Çekçe)

Cep telefonun ilk çıktığı yılları hatırlayanlar bilirler. Gsm operatörlerinin kullanım bedelleri şimdikine nazaran çok fahiş olduğundan bir çaldır kapat devri vardı. Çaldırıp kapatırsam müsaitim kahveye beklerim, uzun uzun çaldırırsam bil ki müsait değilim gelemeyeceğim demekti. Prozvonit ‘de bir nevi “dakkam az sen ara” anlamında kullanılabilir.

GATTARA (İtalyanca)

Yaşadığım sitede bu teyzelerden bir tane var. Kendini o kadar kediye adamış ki, gözleri bakışları bile kediye benzemiş. Hayvanla o kadar aşırı ilgileniyor ki bu sevgisi artık hastalık durumuna geliyor. Bir zaman sonra da insanlarla ilişkisini tamamen bitiriyor. Artık kedileriyle sohbet etmeye başlıyor.

 

Kelimelerin sadece tanımını araştırmakla kalmamış nasıl kullanıldıklarını da incelemiş Iyer. “İnternette kelimenin anlamını buluyorsunuz ama nasıl bir kültürel bağlamda kullanıldığını anlamıyorsunuz. Her dilin durum ve duyguları açıklarken kullandığı kendine özgü yöntemler, anlattıkları birer hikâye var; sadece Google Çeviri kullanıyorsanız o güzelliği yitiriyorsunuz. O yüzden tercüme için yalnızca makinaları kullanamazsınız; insan eli değmesi lazım.”

Bir Cevap Yazın

yada

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir