Özgecan Aslan cinayeti Ellerini Canlıyken Kesdim

Tarsus da yaşanan Özgecan Aslan cinayetinde katillerin ifadeleri kan dondurdu.

 

19 yaşındaki Özgecan ‘ı katledenlerin ifadelerini değiştirirken kahreden bir detay daha ortaya çıktı.

Ögecan’ı katledenler birbirine düştü.

Özgecan’a ait otopsi raporu olduğu iddia edilen bilgiler 22 Şubat 2015 tarihinde açıklanan rapora göre tecavüz yok.

Bunu öğrenen caniler ifade değiştirdi, ifadesi avukatın uyarısıyla yarıda kesildi.

ozgecan katilleri

OTOPSİ RAPORU:

“Genç kızın özellikle boyun kısımında çok sayıda bıçak darbesi ve öldürücü kesikler, kafasında küt cisim darbelerine bağlı travmatik bulgular ve vücudunun değişik yerlerinde çok sayıda ödem ve morluklar saptandı.”

1045791_620x410

FATİH GÖKÇE’NİN İFADESİ
Üniversite öğrencisi Özgecan Aslan’a tecavüz etmek isteyen, Aslan direnince bıçaklayarak ve kafasına levye ile vurup öldürdükten sonra babası ve arkadaşıyla yakan Suphi Altındöken’in arkadaşı Fatih Gökçe, Jandarmada verdiği ifadede, kendisini azmettiricikle suçlayan arkadaşının Özgecan’ı öldürdüğünü anlattı. Gökçe, “Bana, ‘geminin oradan bir cono aldım, beni soymaya çalıştı, yüzüme biber gazı sıktı. Ben de bıçağı salladım. Biraz boğuştuk. Arkada yatıyor, ölük’ dedi” diyen Gökçe, avukatının uyarısıyla ifadesini yarıda kesti.
Gökçe, jandarmada şu ifadeyi verdi:

Olay günü 20.30 sıralarında 6-7 yıllık arkadaşım Ahmet Suphi telefonla aradı, ‘başım belada’ dedi. ‘Ne oldu hayırdır’ dedim ama cevap vermedi. Bana Yenimahalle’de Dörtyol’un oradayım. Boş bir şişeye 5 TL’lik benzin getir dedi. Sonra aradı, Dörtyol’a geçtiğini söyledi. Arkadaşım Osman Taş’ı aradım. Acil arabasıyla beni almasını söyledim. Osman’la Ahmet Suphi birbirlerini isim olarak bilmezler. Ancak belki birbirlerini görmüş olabilirler. Osman, beni aldı ve Dörtyol’a gittim. Suphi’nin istediği benzini almadım. Oraya gittiğimde Suphi aracın içinde oturuyordu. Ben Suphi’nin aracı olan TOK otobüsüne geçtim. Ön koltuğa oturdum. Osman ayrıldı. Osman’a yolda Suphi’nin kavga ettiğini söylemiştim. Suphi ile yolda giderken elinin yüzünün yaralı olduğunu gördüm. ‘Hayırdır birader’ dedim.
CONO ALDIM
O da bana ‘geminin oradan bir cono aldım. Beni soymaya çalıştı, yüzüme biber gazı sıktı. Ben de konsüldeki bıçağı salladım. Biraz da boğuştuk. Arkada yatıyor, ölük’ dedi. Ancak kesin ölü olup olmadığını bilmiyorum. Hatta ‘götür hastaneye bırak kaç’ dedim. Arkaya baktım ama göremedim. Arabada yoğun kan kokusu vardı. Yolda bana, ‘birini ara da benzin iste’ dedi. Ben de Osman’ı arayıp istedim. Bu sırada alkollüydüm. 18 civarında 3 tane bira içmiştim. Osman, 5 dk sonra 5 TL’lik benzin getirdi. Biz üniversitenin orada arabada oturuyorduk. Araçtan inip benzini aldım ve Suphi’ye verdim. ‘Eve gidiyorum, seni ararım’ dedim. Osman’ın arabasına bindim, eve bırakmasını söyledim. Suphi arkamızdan geldi, eve geldiğim esnada benim evime geldi. O arabadan hiç inmedi. Ben yanına gittim. Bıçak istedi. Ben de bıçak yok, sen git dedim. Eve gittim ve telefonu kapattım. Yarım saat oturdum evde, sonra yine açtım. Suphi, babasının telefonundan beni aradı, evlerine gelmemi söyledi. Kendi otomobilimle gittim. TOK otobüsü kapılarının önünde duruyordu. Aracımı yanına çektim. Otobüsün başında kimse yoktu. Ben kapıya doğru giderken Suphi ve babası çıktı, Suphi üstünü değiştirmişti. Rahat ve bol bir kıyafet giymişti. Babası da pantolon, gömlek ve yelek giymişti. Babası, Suphi’yi kast ederek, keşke yanından geçerken dursaydın dedi. Burada arabadaki kıza ne yapalım diye konuştular. Suphi, ‘halı gibi bir şeye saralım, bir yerde bekleyelim’ dedi.
AVUKATTAN İTİRAZ
Avukatın itirazı üzerine, jandarmadaki ifade alınması işlemi kesildi. Geri kalan ifadenin, savcı huzurunda verileceği kayıt altına alındı.
Üniversite öğrencisi Özgecan Aslan’a tecavüz etmek isteyen, genç kız direnice de vahşice öldüren Suphi Altındöken, tutuklandığı mahkemede, ifadesini değiştirerek, “tahrik” hükümlerinden yararlanmanın altyapısını oluşturmaya çalıştı.
Caninin ifadelerinde korkunç bir detay ortaya çıktı. “Özgecan’ın ellerini daha canlıyken kestiğini” söyleyen Altındöken bu ifadeyle tüm Türkiye’yi kahretti.
SUPHİ ALTINDÖKEN MAHKEMEDE İFADESİNİ DEĞİŞTİRDİ!
Mahkeme ifadesinde, 1989 doğumlu, evli ve bir çocuk babası olduğunu söyleyen Altındöken, 900 TL karşılığında TOK kooperatifinde şoförlük yaptığını, belirterek, 11 Şubat’ta yaptığı seferleri anlattı. 20.00 sıralarında Tarsus’a gelerek son seferini yaptığını kaydeden Altındöken bir arkadaşının kendisini evine bırakmasını istediğini, bunun üzerine onu eve bırakıp, kendi evine doğru yola çıktığını söyledi.
Altındöken, daha sonra şunları anlattı:
“Saat 20.05 sıralarında alışveriş merkezinin önünde bir erkek, bir bayan bekliyordu. Erkek el kaldırdı, ben de durdum. Bayan, yanındaki erkeğe iyi akşamlar diyerek bindi. Şoför koltuğumun arkasındaki koltuğa oturdu. İkimizden başka kimse yoktu. Araca başka binen yoktu. Bayanı araca almamdaki amaç, nöbetçi araca teslim etmekti. Nöbetçi arabasına doğru gidiyorduk. ‘Mersin’e direk mi gideceksiniz, aktarma mı yapacaksınız’ diye sordu. Aktarma yapacağımı söyledim. Aracın ne zaman kalkacağını sordu, 20.30’da kalkacağını söyledim. ‘Benim acelem var’ dedi. Ben de ‘20.30’u bekleyeceksin ya da sizi E-5’e çıkartayım, Adana’dan Mersin’e direk giden arabalara götürürüm’ dedim. Daha da aceleniz varsa 100 TL verin 20-25 dakikada Mersin7e götürürüm dedim. 100 TL verdi. Bu sırada gecikeceğimi, işimin çıktığını eşime mesajla bildirdim. Bu sırada Demirkapı ışıklarına geldik. Ben ışıklardan sol tarafa dönerek D-400 karayoluna çıktım. Mersin’in neresine gideceğini sordum. İstasyon tarafına gideceğini söyledi. Ben de otoban bağlantı yoluna girdim.
TERSLİK Mİ VAR?
Bayan yol güzergahını değiştirdiğimi görünce ‘ne oldu terslik mi var’ dedi. Ben de daha erken ve hızlı gideriz, aşağı yoldan gitmemiz yasak, görün olursa şikayet eder, o yüzden otobanı kullanacağım dedim. Otobanı değiştirme amacım budur.
ÖZGECAN VURMUŞ(!)
Bağlantı yoluna ilerlerken, ‘senin niyetin ne, neden bu yola girdin’ dedi. Ben de ‘size otobana gireceğimi söyledim. Az ileride gişeler var’ dedim. Daha sonra bağırarak konuşmaya başladı. Arkadan eliyle başıma vurdu. İlk vurduğunda ona karşılık vermedim. Tartışmalarımız Kaleburcu köprüsüne kadar devam etti. Hatta gişeler de görünüyordu ve kendisine gişeleri de gösterdim. Bağırmaya devam edince, ‘tamam, sus’ diyerek köprü üzerindeki kavşaktan geldiğim yola geri döndüm. D-400 karayoluna giderken, yüksek sesle hala ‘neden buradan gidiyoruz’ dedi. Ben de ‘gıcıklandın sen, normal D-400 yoluna iniyoruz’ dedim. Daha sonra bana ikinci defa vurdu ve boynumu tırnaklarıyla çırmaladı. Dikiz aynasından biber gazı çıkarttığını ve sıktığını gördüm.
Eğildim ve bana denk gelmedi. Eğilerek frene bastım ve aracı yolun kenarında durdurdum. Kapıdan inerek yan kapıdan arka tarafa geçtim. Araç otomatik kapı olduğundan yolcular tarafından açılması imkansızdır. Kapıyı açtım ve içeri girer girmez yüzümü çırmaladı.
Buna çok sinirlendim ve iki elimle saçından tutarak itekledim. İkinci ve üçüncü koltuk arasına düştü. Bana saldırmak için geri kalkarken, ayağımın tabanı ile karın ve göğüs bölgesine iki üç defa vurdum. Belki bir tanesi de yüzüne gelmiş olabilir. Tekrar yerden kalkmak isterken, boyun bölgesinde kan gördüm. Bunun üzerine tekrar bir tekme daha vurdum. Bu defa orta koridora düştü. Muhtemelen düşerken kafasını bir yere çarpmış olabilir. Orasını bilmiyorum. Koridorda hareketsiz baygın yatıyordu. Ben de şoför koltuğuna binerek hareket ettim. D-400 karayoluna indiğimde hala yerde yatıyor, hiçbir tepki vermiyordu.
Şoför mahalinden arkaya geçmemdeki amacım bana vurduğundan dolayı ya arabadan indirecektim ya da konuşmak amacıyla arka tarafa geçtim. Bayan ile cinsel ilişki amacım yoktu. Otopsi raporunda da bu durum ortaya çıkacaktır. D-400’e indiğimde bayanı yolda indirecektim. Ancak panik yaptım ve aklıma gelen arkadaşım Fatih Gökçe’yi aradım. ‘Başım belada, neredesin, görüşelim’ dedim. O da bana nerede olduğumu sordu. Biz konuşurken bayan ayağa kalktı, aynadan gördüm ve bir anda görünce refleklse elimin tersi ile itekledim, düştü. Bu sırada telefon açıktı ve konuşmaya devam ettik. Ben de kendisine dörtyol ağzına gel dedim. Ne oldu diye sorunca gelince konuşuruz dedim. 5-6 dakika sonra Doğan marka araçla, ismini bilmediğim bir arkadaşıyla geldi. O araç Fatih’i bıraktıktan sonra bir süre orada kaldı ama yanımıza gelmedi. Fatih gelince, ‘kavga ettik koridora düştü, kalkmayınca panik yaptım, aklıma sen geldin’ dedim.
O zamana kadar öldürmeye de niyetim yoktu ve ölü olup olmadığını bilmiyordum. Kapıyı hafif açıp, yerde yatan şahsı Fatih’e gösterdim. Fatih, arkadaşının yanına gitti ve onu gönderdi. Sonra benim arabaya bindik. Fatih, ‘sessiz sakin bir yere gidelim, üniversitenin oraya gidelim’ dedi. Yolda giderken konuşuyorduk. Fatih ‘ne yapalım’ dedi. Ben de ona sordum. O da ‘ya bir yere atacağız ya da iz kalmasın diye yakalım’ dedi. Yolda, az önceki arkadaşını aradı ve ‘Üstünde 5 milyon var mı, 1 litre benzin al, üniversitenen oraya gel’ dedi. 5 dakika sonra şahıs geldi. 20.45 sıralarıydı. Arabadan inmedim, Fatih benzini alıp getirdi. Bana, ‘ben de evimden arabamı alayım’ dedi. Doğan marka araca bindi, onlar önde ben arkada Tarsus ilçe merkezine hareket ettik. Fatih’in evinin önüne geldik. Ben, ‘Eve gideceğim, yengen merak etmesin, sen de eve gelirsin’ dedim. Evimin yakınına gittim. Seyir halindeyken babamı telefonla aradım. Dışarı çıkmasını söyledim. ‘Önemli değilse pijamalıyım, çıkmayayım’ dedi. Ben de önemli iki dakika çık dedim.

İki dakika sonra yanıma eşofmanlı olarak geldi. ‘Kavga ettim, öldü mü kaldı mı bilmiyorum’ dedim. Babam şaşırdı kaldı. Babam, ‘Hastaneye götürelim, baktıralım’ dedi. Ben de ‘Fatih gelsin, ona göre konuşuruz’ dedim. Panik halindeydim. Babam, ‘sokağın başında durma, evin oraya gel’ dedi. Babam, ben ve halamın evi yanyanadır. Saat 21.30 sıralarıydı. Eve girdim. Babam arabanın önünde bekledi. Pantalonumu çıkardım, eşofman giydim. Elimi yüzümü yıkadım. Eşim yüzüme ne olduğunu sordu. Kavga ettiğimi söyledim. 1-2 dk oyalandıktan sonra Fatih’e gideceğim diye evden çıktım. Birkaç dakika sonra Fatih Mazda aracı ile geldi. Ben babam ve Fatih’e ‘ne diyorsunuz, ne yapalım’ dedim. Babam, ‘fazla geç olmadan hastaneye götürelim’ dedi. Fatih, ‘ölmüşse veya hastaneye giderken ölürse başımıza bela olur, git bak yaşıyor mu, yaşıyorsa ortadan kaldıralım’ dedi. Babam da yanımızdaydı. Arabaya bindim, hızlı bir şekilde nefes aldığını gördüm. Dışarı çıkıp, ‘Fatih yaşıyor ama boğazında kesik ve kan var’ dedim. Babam yanımızda değildi.
Bıçağı ön tamponun oradaki boşluğa koydum. Bu sırada hala araçtaki bayandan hırıldı nefes alıp verme ve öksürük sesi geliyordu. Fatih bu sesi duyunca, ‘yüzünü çırmalamış, kızın tırnaklarına kimliğini bırakmış gibisin’ dedi. Ne yapayım dedim. O da ‘ellerini kes’ dedi.
YAŞARKEN KESTİM
Fatih bıçağı alıp bana verdi ve panikle araca girdim. Bayandan hırıltılı sesler geliyordu. Kapı da açıktı.
Babamın evinin alt katındaki kullanılmayan tuvaletin klozetinin içine soktum. Babam koyarken gördü ama poşette ne olduğunu bilmiyordu. Bayanın eşyalarının bir bölümünü koltuğun altına atmıştım. Babam bu eşyaları alarak evine götürmüş, avlunun içine koymuş. Fatih mi babam mı koydu bilmiyorum. Üçümüz arabanın yanında ne yapacağımızı konuştuk. Fatih, ‘çuvala koyalım, birkaç gün saklayalım, sonra icabına bakarız’ dedi. Ben de o kadar uğraşmayalım dedim. Araca binerken Fatih 40 TL istedi. Benzin yetmez dedi. Ellerini kestiğimizde bayanın hırıltılı sesleri vardı. Sonra araca bindiğimizde yoktu. Üniversitenin oraya geldiğimi Fatih’e babamın telefonundan mesajla bildirdim. Fatih’in arabasını gördüm, onu takip ettim. Tam olarak yerini bilmediğim bir yerde durduk. Bu esnada babam soğuk halde şaşkın şaşkın duruyordu. Köy yollarından eski Ankara yoluna çıktık. Fatih, aldığı benzini bidonla bana verdi. Onun gösterdiği yerden ormanın içine girdim. Fatih, jandarma gelip gelmediğini kontrol ediyordu.
BAYANI YAKTIM
Anayoldan görünmeyen bir yerde durdum. Babam araçtan inmedi. Bayanı ayaklarından sürüyerek indirdim. Aşağıda uçurum vardı, kenarına bıraktım. Kendisi kayarak 5-10 metre gitti. Tekrar yanına gittim, biraz itekledim. Yoldan 10-15 metre aşağı indim. ‘Baba benzin dolu şişeyi ver’ dedim. Babam, ‘5 TL’lik alınan küçük şişeyi ve çakmağı uzattı…
hızlıca arkama bakmadan araca bindim. Beni görünce Fatih de arabaya doğru yürüdü. Anayola çıktım ve Tarsus istikametine döndüm. Az ileride beni geçti. Yolun kenarında durdu, ben de durdum. Hangi yoldan gideceğimizi konuşurken, arkadan jandarma trafik geldi. Fatih kaçacak gibi oldu, gaza bastı, sonra geri durdu. Jandarma neden durduğumuzu sordu. Fatih, ‘adres tarif ediyorum, Mersin’e gideceklermiş’ dedi. Jandarma bana ‘ne oldu’ dedi. Ben de ‘otobanı soruyorum’ dedim. O da bana tarif etti. Daha sonra ayrıldık. Otobana girmeyince jandarma trafik fark etti ve tekrar durdurdu. Fatih yanımızdan geçti gitti. Jandarma arabanın içine baktı ve kan lekelerini gördü. Ben de ‘gündüz kavga ettik, ondan gelmiştir, arabaya daha bakmadım’ dedim. Asayiş ekibini çağırdı, beni ve babamı jandarma arabasına aldılar. Karakola geldik. Karakola gelirken bıçağı arabadaki beze sürttüm ve kan lekesini temizlemek istedim. İfademizi aldılar, bir şey bulamayınca sabah serbest bıraktılar.
ozgecan aslan yanık
Karakoldan çıktıktan sonra eve gittim. Babam, arabadan aldığı kitapları halamın evindeki sobada yaktı. Aşağı indi ve bahçede bir şey yaktığını gördüm. Ne yaktığını tam bilmiyorum. 1 saat oyalandıktan sonra çıktım ve pompacı Ömer’e gittim. Aracın yanına gider gitmez bıçağı aldım ve işyerinin karşısındaki kanala attım. Bu olayı, S.G. gördü. Ona kavgada karışmıştır dedim. Eve geri gittim ve yine çıktım. Telefoncu arkadaşıma gittim. Kavga ettiğimi, sıkıntılı olduğumu, bir kişinin kayıp olduğunu ve bana bir hat vermesini söyledim. Kim olduğunu sorunca tanımadığım bir yolcu dedim. Yeni hat verdi. Kimin adına kayıtlı bilmiyorum. Aldığım numarayı eşime verdim. Hat açılmadığı için hiç kullanamadım. Daha sonra arkadaşım Burak’ın yanına gittim. Aynı şeyleri ona da söyledim. Halamın evini aradım, eşimi telefona istedim. Verdiğim numarayı rehberden silmesini istedim. Ramazan diye bir arkadaşımın evine gittim. yoktu, Burak7ın evine gittim. Annesi evde olmadığı söyledi. Telefon edebilir miyim dedim. Ev telefonundan Murat isimli arkadaşımı aradım. Beni Demirkapı’ya çağırdı. Burak’ın evinden çıkarken, Burak ve patronunu gördüm. Patronundan beni bırakmasını istedim ama bırakmadı. Yürüyerek dayımın evine gittim. 20 dakika sonra dayım geldi. Kızkardeşim dayımın ev telefonun aradı ve jandarma karakolunda olduğunu söyledi, annem de vardı. Anneme kullandığım telefonu bataryası çıkmış halde verdim. Sim kartını kırıp atmıştım. Demirkapı’ya gittim, Murat’la buluştum. Ben gittiğimde TOK’un ikinci başkanı Halil ile konuşuyordu telefonda. Beni de telefona istedi. Tarsus’un oradan bir kızın alındığını, gözlüklü olup olmadığını sordu. Dikkat etmediğimi söyledim. Sonra babamın evinin karşısındaki sahibini tanımadığım boş eve geldim. Geceyi burada geçirdim. Öğle saatlerinde ayrıldım. Annemin evinin oralarda dolaştım. Dayımın evine 19.00’da gittim. Dayıma, eniştemiz olan ismini bilmediğim avukatın önce gitmesini, sonra teslim olacağımı söyledim. Dayım da savcıyla görüştüm, git teslim ol, ben sana barodan avukat ayarlayacağım dedi. Ben de sen bana haber ver, beraber gider teslim oluruz dedim. Dayımın evinden çıktım, eşimi arayıp teslim olacağımı söyleyecektim. Bu sırada jandarmalar beni yolda yakaladı. Bu işin bu seviyeye geleceğini bilmiyordum. Herhangi bir planlama yoktu. En başından beri öldürmek gibi bir artniyetim yoktu. Yaptığıma pişmanım ve halen şok içindeyim. Yukarıda adı geçen şahıslardan yakalanmaktan, gizlenmek ve saklanmak için kalacak yer temini, iletişim temini için irtibat kurdum. Firar etmemdeki sebep, avukatın gelmesi, olayın tam meydana gelmesidir.
ÖZGECAN ASLAN’IN KAN DONDURAN CİNAYETİNİN ORTAYA ÇIKIŞI!
20 yaşındaki Özgecen Aslan, 11 Şubat 2015 günü okuldan çıktıktan sonra Tarsus’ta bir alışveriş merkezinde arkadaşıyla buluştu.
Birlikte yemek yiyen iki kız, daha sonra Mersin’e sefer yapan bir midinüse bindi. Arkadaşı yolda inen Özgecan Aslan’ı bundan sonra gören olmadı. Kızlarından haber alamayan ailesi kayıp başvurusu yaptı.
JANDARMAYA YOL SORDULAR
Perşembe akşam saatlerinde Tarsus-Mersin-Adana arasında yolcu taşımacılığı yapan minibüs sürücüsü 26 yaşındaki Suphi A. jandarma noktasında durarak otoyola nasıl çıkacağını sordu.
Jandarma ekipleri, minibüsün, tarif ettikleri yol yerine ormanlık alana doğru gittiğini fark edince şüphelenip takip etti. Jandarma peşinden gittiği minibüsü yol kenarında durdurup arama yaptı. Minibüste kan izlerine rastlandı.
Sürücü ile beraberinde babası 50 yaşındaki Necmettin A. ile 20 yaşındaki Fatih G.’nin bulunduğu minibüste kan izlerine rastlandı. Necmettin A, kan izlerini, müşteri olarak minibüse aldıkları iki yolcunun ettiği kavga ile açıkladı.
Bunun üzerine araçta bulunan sürücü, 50 yaşındaki babası Necmettin A. ve 20 yaşındaki Fatih G. gözaltına alındı. Üç kişi, işlemlerin ardından serbest bırakıldı.
ÖNCE ŞAPKASI BULUNDU
Araştırmasını sürdüren jandarma, üniversite öğrencisi Özgecan Aslan’ın, kayıp bilgisi üzerine tekrar minibüsü aramaya başladı. Tarsus’ta yapılan yol kontrolü sırasında, 33 B 8756 plakalı söz konusu minibüs, içinde Necmettin Altındöken ve Fatih Gökçe ile birlikte ele geçirildi. Minibüste yeniden yapılan aramada, bulunan bir kadın şapkası, kayıp öğrencinin babası Mehmet Aslan’a, gösterildi. Baba Mehmet Aslan, şapkanın kızı Özgecan’a ait olduğunu söyledi. Bunun üzerine sorgulanan Necmettin Altındöken ve Fatih Gökçe, genç kızı bıçaklayarak öldürdüklerini, cesedini benzin dökerek yaktıklarını, ardından da Çamalan Köyü Alman Mezarlığı yakınındaki Cin Deresi yatağına attıklarını itiraf etti.
PİKNİK ALANINDA BULUNDU
Şüphelilerin gösterdiği yerde yapılan aramada, dere yatağında piknik yapılan çamlık alanda, vücudunun bir bölümü yanmış kadın cesedi bulundu.
Tarsus Devlet Hastanesi’ne getirilen cenaze, kayıp genç kızın Tarsus’ta en son birlikte görüldüğü kız arkadaşına gösterildi. Cesedi teşhis edemeyen ve kimliği açıklanmayan genç kız, kıyafetleri görünce arkadaşına ait olduğunu söyleyip fenalık geçirdi.
Jandarma tarafından sakinleştirilen genç kız, “Çarşamba günü öğlene kadar birlikte okuldaydık. Saat 13.30’da okuldan birlikte çıktık. Alışveriş merkezinde yemek yedik, akşam saatlerinde minibüse bindik. Ben yolda indim o da evine gitmek üzere devam etti. Aynı gece kayıp olduğu bilgisini aldık, bir gün sonra da okula gelmedi” dedi.
Aslan Ailesi de cenazesinin kızları Özgecan’a ait olduğunu, minibüste bulunan şapka ve kıyafetlerinden teşhis etti.

MİNÜBÜSTE TECAVÜZE KALKIŞTI
Türkiye’yi ayağa kaldıran vahşetin kurbanı Özgecan Aslan toprağa verilirken, olaydaki sır perdesi de aydınlanmaya başladı. Şüphelilerin ilk ifadeleri ve elde edilen delillerden iddiaya göre olay şöyle gelişti:
Çağ Üniversitesi öğrencisi Özgecan Aslan, Mersin’deki evine gitmek için bir arkadaşıyla halen Tarsus İlçe Jandarma Komutanlığı’nda sorgulanan cinayet şüphelisi şoför Suphi Altındöken’in minibüsüne bindi. Tarsus’ta oturan arkadaşı inince Özgecan minibüste tek yolcu kaldı.
Şoför Suphi Altındöken, Mersin’e D-400 karayolundan gitmesi gerekirken güzergah değiştirerek Tarsus- Mersin Otoyolu doğru saptı. Sürücünün güzergahını değiştirmesinden ‘kaçırılıp başına kötü bir şey geleceğini’ anlayınca tepki gösteren Özgecan, onunla tartıştı. Yola devam edip minibüsü tenha bir yerde durduran Suphi Altındöken’ın tecavüze kalkıştığı Özgecan, yanında taşıdığı biber gazını sıkarak karşı koydu. Boğuşma sırasında Özgecan, tecavüzcü Altındöken’in yüzüne tırnaklarını geçirip direndi. Şoför Suphi Altındöken, bıçağını çıkarıp Özgecan’a defalarca sapladı ardından araçta bulunan demir çubukla vurarak öldürdü.
Suphi Altındöken, Özgecan’ı öldürdükten sonra cesediyle birlikte Tarsus’a dönüp babası Necmettin Altındöken ve arkadaşı Fatih Gökçe’den yardım istedi. Onlar da gelince birlikte Özgecan’ın cesedi ortadan kaldırmak için benzin alıp ormanlık bölgeye götürüp, Cinderesi’nde yaktı.
Tarsus İlçe Jandarma Komutanlığı’nda sorgusu devam eden cinayet şüphelisi Suphi Altındöken’in bıçaklayarak öldürdüğü üniversiteli Özgecan Aslan’ın boğuşma sırasında yüzünü tırmalaması nedeniyle, tırnaklarının arasında DNA örneğinin kalmaması için her iki elini de bileklerinden kesip kollarından ayırdıktan sonra yaktığı ortaya çıktı.
Olay yerinde yapılan incelemede Özgecan’ın cesedinin yanında bulunan iki elinin de büyük oranda yandığı belirlendi. Sorgu sırasında, ’Özgecan’ın ellerini neden kestin?’ sorusuna soğukkanlı yanıt veren Suphi Altındöken, “Boğuşma sırasında yüzüme tırnaklarını geçirdi. Ben de tırnaklarının arasında DNA örneğim kalmasın diye kestim” yanıtını verdi.
Bu arada cinayetin D-400 karayolu ile Tarsus Mersin otoyolu arasındaki bağlantı yolunda işlendiği anlaşıldı. Cinayet şüphelisi Altındöken’in, D- 400 karayolundan Mersin’e gitmesi gerekirken güzergah değiştirerek Tarsus- Mersin otoyoluna doğru saptığını, 3 kilometrelik bağlantı yolunun ortalarındaki sakin bir bölgede minibüsü durdurduğunu ve olayın orada gerçekleştirdiğini, cinayetin ardından minibüsteki cesetle tekrar Tarsus’a döndüğünü söylediği belirtildi.

Özgecan’ın Arkadaşının ifadeleri:

ozgecanaslan arkadaşı

Çağ Üniversitesi Psikoloji Bölümü öğrencisi Özgecan’la aynı sınıfta okuduğunu belirten B.N.G., olayın yaşandığı  çarşamba günü yaşadıklarını şöyle aktardı:

ozgecan_aslan arkadaşı

“AVM’ye gittik, gezdik dolaştık. O gün çok mutluydu. Her istediğini, gezerken gördüğü kıyafetleri aldı. Mutluyduk. Telefonu bozuk olduğundan benim telefonumdan ablasına AVM’de olduğumuzu, çıkışta da AVM’den çıktığımızı mesaj attı. Daha sonra durağa gittik, benim otobüsüm önce geldi. Ona sarıldım, durağın önünde bıraktım. Saat 20.00 sıralarıydı. Gece 22.30’da ablası arayıp Özgecan’ın gelmediğini söyledi. Yağmur vardı, ben 5-10 dakika sonra gelebileceğini söyledim. Daha sonra tekrar ablasına ulaştım. Gelmediğini öğrenince bir şeyler yapmamız gerektiğini söyledim. Onlar da zaten polise başvurmuşlar. Böyle bir şey olacağını ben aklımdan bile geçirmiyordum. Gece boyunca sürekli ailesiyle konuştuk, bulununcaya kadar ailesiyle irtibattaydım. Jandarma cuma sabahı arayıp beni ifade için çağırdı. Ben öğrendikten sonra kötü durumdaydım. Kendime gelemedim uzun süre. Sanırım kıyafetlerini teşhis için çağırdılar. Olay günü krem rengi kazağı vardı, yeşil montu vardı. Onlardan teşhis ettim.”

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir